18 Eylül 2006 at 10:02 pm
· ADA - Athol Fugard · Necati ARPACI ·
Ateşte bir sır, yaşamsal bir bilgi gizli. Toprağın doğurganlığı, ateşin bilgeliği…
Alevle sarılmış kütükler çatırdayarak yanıyor. Kütüklerin altında kızıl korlar, sıçrayıp düşen, savrulup dönen bir alev rüzgarının ortasında parlıyor. Her saniye alıp verdiğim nefes, serin bir akşam rüzgarıyla yüzüme çarpan hava; tutuşmuş, alev almış. Kızıl bir pelerinin içinde müthiş bir zarafetle dans ediyor. Ona bakanların yüzlerine alevden bir ışık kusan; hem yatıştırıp, hem kışkırtan ateş beni hipnotize etti.
Bu yazının devamı »
Kalıcı Link
17 Eylül 2006 at 4:04 pm
· ADA - Athol Fugard · Gökhan SEKMEN ·
Tarih 9 Eylül 2006, Cumartesi. Nihayet “ADA” Drama Çiftliğinde oynanacak.
Önce biraz temizlik ve kurgulanan ortamın yaratılması ardından oyun saatinin ve Bursa’dan beklenen seyircilerin gelmesi…
Saat:19:30. “ADA” ön oyunla beraber başladı.
Seyirciler mekana gelirken ön oyun başladı. Seyirciye, ön oyunla yarattığımız illüzyonu tattırıp, yanılsamacı bir ortam yaşatmaya çalıştık. Bir nebze de olsa başarılı da olduk.
Fakat;
Bu yazının devamı »
Kalıcı Link
11 Eylül 2006 at 10:24 am
· ADA - Athol Fugard · Gökhan SEKMEN ·
Üç aşamadan oluşan ”ADA” projesinin ilk etabını (dağ köyleri) büyük tecrübe ve kazanımlarla sonlandırdık. Projenin ikinci etabı olan Drama Çiftliği etabı ise ön çalışmalarla başladı.
Şimdi de bir mekan tiyatrosu olarak yorumlamaya çalıştığımız oyunun drama çiftliği etabı için ilk çalışmamız 25 Ağustos günü çiftlikte başladı… Bu etap özellikle benim için önemliydi. Çünkü şimdiye kadar çalıştığım, görev aldığım oyunların hepsi kurmaca dekorla yada soyut oyunlarda, imgelem becerimin hayali mekanlarında oynandı. Oysa şimdi doğal bir mekan içerisinde oynanacak “ADA”… Ve asıl hikayede anlatılan mekana yakın özellikler taşıyan bir mekanda…
Bu yazının devamı »
Kalıcı Link
1 Eylül 2006 at 11:29 am
· ADA - Athol Fugard · Necati ARPACI ·
Issızlığın ortasında bir hayvan çiftliğinin içi boşaltılmış ağılı. Gece, medeniyetin göstergesi elektrik yok, insan sesleri yok, “sınıflandırıp kutulara kaldırma hastalığı” yok… yalnızca tozlu zemini aydınlatan mumların loşluğu, etrafımızdaki bezelye, tahıl çuvalları arasında fır dönen farelerin sessizliği yırtan çığlıkları, kapsamlı bir av partisi yürüten sivri sinekler, pusudaki örümcekler, kör karanlık köşeler, kıpırdanıp duran kara gölgeler. Her şeyin ortasında John, Winston ve Hodoshe’un hoşnutsuzluk yaratan varlığı. Hakim duygu; korku.
Kemalpaşa, drama çiftliğindeki prova organizasyonunun ilk ayağı gündüz yapılan okuma provası ile başladı. Ağıl gündüz ağır kokusu dışında rahatsız edici bir şeye sahip değildi. Prova sırasında birkaç ziyaretçimiz de oldu. Önce kırık kapının altından bir düzüne ördek uygun adım içeri girdi, baktı, inceledi, durumu tarttı, biraz provadan sebeplendikten sonra ortamın işgale uğradığında karar kılarak yine uygun adım dışarı intikal etti. Sonra düzensiz, berduş tavuklar daldı içeri ve dağıldılar dört bir yana. Belki provayı bölmüş oldum ama çocuk gibi şen hissettim onları kovalarken. Son noktayı muzip bir koyun koydu. Ben elimde metinle kapının yanından geçer ve tüm dikkatimi oyuna verirken, pusuya yatmış bekleyen arkadaş birden gürültülü bir meee’lemeyle beni yerimden sıçratıp, kıs kıs gülerek uzaklaştı ve yağlı kuyruğunu sallaya sallaya sürüye katıldı.
Bu yazının devamı »
Kalıcı Link
1 Eylül 2006 at 11:12 am
· ADA - Athol Fugard · Necati ARPACI ·
ADA. Kelime anlamı; dört tarafı denizlerle çevrili bir kara parçası.
Söze döküldüğü anda insanda sınırlandırılmışlık hissi uyandırıyor. Kelime anlamı da birden değişiveriyor; dünyadan soyutlanmış, tüm bağlantıları, çıkar yolları, kaçış planları yok edilmiş, bir köşeye atılmış, unutulmuş, tutsak edilmiş bir kara parçası. Umut kırıcı bir tutsaklık.
Peki ya kelimeyi tersten okursak… ADA, bir başka bakış açısıyla özgürlüğü de simgeleyebilir. İnsanlığın, yabani, bencil, saldırgan uygarlığından soyutlanmış, yaşadığımız gaddar dünyaya kapılarını kapatmış; onun akışkan, yapışkan, her an benliğimize sızmaya çabalayan kara zehrinden arındırılmış bir kara parçası. Umut kırıcı bir özgürlük.
Bu yazının devamı »
Kalıcı Link